• 18 EKİM 2017
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce

SEVGİ(Lİ) ?

120 defa okundu , kategorisinde, 17 Şub 2014 - 03:00 tarihinde yayınlandı
SEVGİ(Lİ) ?

sukran_msc@hotmail.com

 

 

Sevgi içimizde baharı yaşatan, Dünya’ya gülerek bakmamızı sağlayan en güzel duygu.

Efsaneler yazdıran, türküler söyleten, bazen gözyaşı döktüren, hayattan da koparan gene sevgi. Dostları düşman ederken gün gelip düşmanları barıştıran, sevgi!

Züleyha’nın dillere destan aşkı bu duygunun eseri. Aşkına karşılık vermekten Allah adına hicap duyan Yusuf’u, intikam ve diz çöktürme isteğiyle zindanlara attırıp, işkenceler yaptıran fakat işkencenin en hasını yüreğinde hisseden Züleyha, hep sevginin mahkumu.

Öyleyse; ya sevgiyi edeple birleştirip sevgilinin gözünde yücelmek gerek, ya da sevgi adı altında her türlü zulmü, adına sevgili dediği kişiye reva görerek alçalmak!

Sevgi ucu açık bir kavram olsa da, Yaradan’ı sevmek, Yaradan’dan ötürü yaradılanı değerli görmek, insan kalabilmekle alakalı!

Fakat öyle bir sevgi var ki; ne yaparsanız yapın vazgeçilmez. Siz vazgeçseniz sizden vazgeçmeyecek, dünya sırtını dönse kucağı size asla kapanmayacak, en affedilmez suçlarınızı bir kalemde siliverecek böyle bir sevgili ; Annelerimiz.

Canımız, ne bir güne, ne bir hayata sığdırılamayacak kadar engin, kitabında vazgeçmek, ihanet yazmayan, her daim dost, annelerimiz.

Kimi zaman işlerin, kimi zaman başka sebeplerin peşine takılıp ihmal ettiğimiz, ahiretimizin de sigortası annelerimizin, ihmalinin nelere mal olacağını hatırlatmak istedim bugün.

Sevgililer gününde ve bütün günlerde asıl hatırlanması gereken kişiyi hatırlatmak istedim. İhmal edilen en sevgili varlıklarımızın yaşadığı kadar yaşamayacağını, bir gün yokluklarıyla içimizin dağlanacağını düşünerek, mezar taşıyla avunmamak, varlıklarının kıymetini unutmamak için..!

Ve Hz.Peygamber devrinde yaşanan bir olayla, sizleri düşüncelerle başbaşa bırakmak için!

 

 

  ALKAME’NİN KELİME-İ ŞEHADET GETİREMEMESİNİN SEBEBİ

“Peygamber Efendimiz’in(S.A.V) sahabelerinden olan Hz. Alkame çokça namaza düşkün, hayır ve hasenatı pek sever birisiydi. Tutulduğu ağır bir hastalık kendisini ölümle karşı karşıya getirdi ve Hz.Alkame son nefeslerini yaşamaya başladı. İşte o sırada orada bulunan Hz.Ali ne kadar kelime-i şehadet getirirse getirsin Alkame’nin bir türlü dili açılmıyordu. Durumu haber alan Peygamberimiz Alkame’nin yaşlı anne babasının olup olmadığını sordu. İhtiyar bir annesinin olduğunu duyunca annesinin oğluna dargın olmasından dolayı Alkame’nin dilinin açılmadığını söyledi. Hakikaten de annesine sordu, annesi de oğluna dargın olduğunu söyledi. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) sahabelerine “gidiniz, odun ve çalı çırpı getiriniz, Alkame’yi yakacağım!” deyince Alkame’nin annesi üzüntüsünden ağlamaya başladı.

Bunun üzerine Sevgili peygamberimiz: “Allah’ın azabı çok şiddetli ve devamlıdır. Dünya ateşine hiç mi hiç benzemez. Sen eğer evladının ateşte yanmasını istemiyorsan, Alkame’den hoşnut ve razı olmalısın. Ve annelik hakkını ona helal etmelisin, tâ ki evlâdın, ciğerparen cehennem ateşinde yanmasın. Nesim kudret elinde olan Rabbime yemin ederim ki… Sen eğer Alkame’ye hakkını helâl etmezsen ondan hoşnut ve razı olmazsan, onun namaz ve duası hayır ve sadakası onu aslâ azaptan kurtarmaz. İşte bak böyle dili tutulehadet getiremez.”

Bunları duyan merhametli anne ise şöyle yalvardı: “Ya Resulallah…Allah’ı ve seni ve bu etrafındaki mübarek Sahabe-i Kiramı şahit tutarım ki ben oğlum Alkame’den razı oldum ve ona annelik hakkımı helal ettim, helal ettim, helal ettim. Ahirette oğlumdan davacı olmayacağım” dedi. Tam bu sırada Peygamberimiz (a.s.m.) Hz.Bilal’i (r.a.) Alkame’nin yanına gönderdi. Hz.Bilal hayretler içerisinde kaldı. Alkame gürül gürül Kelime-i Şehadet getiriyordu.”

 

 

.

Ş.MERCAN MİSCİ’NİN TÜM YAZILARI 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
admin
Yorum Yaz